GENEL BAŞKAN`DAN BAŞBAKAN`A MEMUR SORUNLARINA İLİŞKİN RAPOR'UN EMEKLİLER İLİ İLGİLİ BÖLÜMÜ KAMU GÖREVLİLERİ EMEKLİLERİNİN 30 YILIN ÜZERİNDEKİ HİZMETLERİ İÇİN DE İKRAMİYE ÖDENMESİNE İLİŞKİN TASARIDA ÖDENECEK EMEKLİ İKRAMİYESİNDE GÜNCELLEME YAPILACAĞINA DAİR HÜKÜM EKLENMELİDİR 30 yıldan fazla hizmet süresi olan kamu çalışanlarının 30 yıl sonrasında çalıştıkları sürelere ilişkin ikramiyelerini alabilmeleri amacıyla hazırlanan tasarıya göre, kamu görevlisi emeklilerine 30 yılın üzerinde çalıştıkları süreler için ödenecek ikramiye miktarı, emekli olunan tarihteki belirlenmiş katsayılar üzerinden hesaplanacak ve gecikme faizi de ödenmeyecektir. Buna göre kamu görevlileri ne kadar önce emekli oldular ise 30 yıldan fazla süreler için o kadar az ikramiye alacaklardır. Öyle ki, yıllar geriye gittikçe emeklilerin alacağı ikramiye miktarı da kuruşlu rakamlara inecektir. Üniversite mezunu 2200 ek göstergesi olan ve 1. Derecenin 4. Kademesindeki bir kamu görevlisi bugün emekli olduğunda çalıştığı her bir yıl için 2461,7 TL ikramiyeye hak kazanmaktadır. Ancak, tasarıya göre aynı durumdaki bu kamu görevlisinin 2002 yılında emekli olduğu varsayıldığında, 30 yılın üzerindeki her yıl için kendisine yalnızca 522,5 TL ödeme yapılacaktır. 2005 yılında emekli olan ve aynı şartları taşıyan bir kamu görevlisine ise 30 yılın üzerinde çalıştığı her yıl için 914,1 TL emekli ikramiyesi ödenecektir. Yapılan hesaplamalara göre, 1 Ocak 1991 tarihinde emekli olan bir kişi kuruma başvurduğunda, 30 yılın üzerindeki her yıl için yalnızca 93 kuruş, 1 Ocak 1988 tarihinde emekli olan bir kişi ise 20 kuruş alacaktır. 30 yıldan fazla hizmet süresi olan kamu çalışanlarının 30 yıl sonrasında çalıştıkları süre kadar alacakları emekli ikramiyesinde yaşanan gelişmeler birçok emekliyi memnun etse de ortaya çıkan detaylar bu konuda beklenti içinde olan insanlarımızı bir kez daha umutsuzluğa sürüklemiştir. 30 yıldan fazla çalışan emeklilerimize ödenmesi planlanan emekli ikramiyelerinin güncellenmeden ödenecek olması birçok emeklinin yıllarının karşılığını neredeyse kuruş olarak geri almasına neden olacaktır. Yıllardır bu konuda yaşanan mağduriyetin giderilmesi noktasında en sonunda bir adım atılması bizleri de memnun etmişken geçmişe dönük ödemelerin güncelleme yapılmadan verileceğine dair bir hüküm konulması adalet ve hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmayan bir durumu ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle geçmiş yıllarda emekli olanların alacakları rakamların bugüne göre güncellenmesi ve 30 yıldan fazla çalıştıkları sürelerin karşılığının günün koşullarına göre ödenmesi için tasarıya bir hüküm eklenmelidir. EMEKLİLERİN SORUNLARI ÇÖZÜME KAVUŞTURULMALI, MAAŞLARI YÜKSELTİLMELİDİR Bilindiği üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre istihdam edilen kamu görevlilerinin gelir kalemleri arasında bulunan ek ödeme, ek ders, döner sermaye gibi sair ödemeler, emekli keseneğine esas kazanç kapsamı dışında bırakılmakta; söz konusu ödemeler, emekli maaşı hesaplanırken dikkate alınmamaktadır. Bu durum, kamu görevlilerinin çalışırken aldıkları maaşla emekliliklerinde alacakları maaş arasındaki makası büyük ölçüde açmaktadır. Bu nedenle birçok kamu görevlisi emekli olmaktan kaçınmakta, emekli olanlar ise düşük standartlarda, yoksulluk sınırında bir yaşama mahkûm edilmektedir. Vatandaşlarımızın sağlık ve sosyal güvenlik haklarını tek çatı altında toplayan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun hedefi, “Tüm çalışanlar arasında norm ve standart birliği sağlamak” olarak belirlenirken; norm ve standart birliği sağlamak adına, başta emekli aylığı bağlama oranlarının düşürülmesi olmak üzere birçok alanda kamu görevlilerinin hakları kısıtlanmış ancak emekli maaşına esas kazanç ve emekli ikramiyesi hesaplamasında temel alınan prime esas kazanç açısından kamu görevlileri adına ortaya çıkan adaletsizlik giderilmemiştir. Emeklilik hakkında ortaya çıkan bu çelişki; aynı brüt ücreti alan bir işçi ile bir memur kıyaslandığında, emekli maaşında %15-%50; emekli ikramiyesinde ise %65-%100 arasında memurlar aleyhine bir durum yaratmıştır. İlgili Kanunla, statüleri, görev ve unvanları aynı olan iki memur arasında da göreve başlama tarihine bağlı olarak benzer bir ikili yapı oluşturulmuştur. Ortaya çıkan bu adaletsizliğin giderilmesi, gerek Anayasanın 2. maddesinde vurgulanan “Sosyal Devlet” gerekse 10. maddesinde belirtilen “Kanun Önünde Eşitlik” ilkelerinin hayata geçirilmesi açısından da bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle kamu görevlilerinin çalışırken elde ettiği ücret ile emekli olduğu zaman alacağı maaş arasındaki uçurumu kapatmak, özellikle emekli kamu görevlilerini yoksulluk sınırında yaşamaktan kurtarmak amacıyla, memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, döner sermaye ve ek ders gibi tüm ödemelerin emekli keseneğine dâhil edilerek, yaşanan mağduriyetler giderilmelidir. Bunun yanında emekli kamu görevlilerinin maaş seviyeleri yükseltilmelidir.