Türk kadını tarihimizin en eski dönemlerinden içindende bulunduğumuz zamana kadar toplumsal hayatımızın , millet ve devlet yapımızın odağında yer almış, her dönemde ihtiyaç hissettiğimiz feragat ve fedakarlıkların en yücesini yapmıştır.

Kurtuluş savasında elinde silah cephede düşmanla savaşan, cephe gerisinde mühimmat taşıyan kadınlarımızla ilgili olarak, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, “Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez” sözüyle kadınlarımızın fedakarlığın ve cesaretini dünyaya ilan etmiştir.

Milli mücadelenin sonunda,  Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra kadınlarımız, çağdaş dünya kadınlarının sahip olduğu tüm kazanımları bir bir elde etmiş, modern Türkiye’nin kurulmasında da önemli bir misyon üstlenmiştir.

Günümüz toplumlarında, gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergelerinden biri; o toplumdaki kadınların saygınlığı, üretim ve yönetimdeki yeri ile ölçülmektedir.

Bugün ülkemiz çok önemli bir süreçten geçmektedir. Ekonomik ve sosyal sorunların bir yansıması olarak, nüfusumuzun büyük bir çoğunluğunu oluşturan kadınlarımız işsizlik sorunu vardır. Diğer yandan, köyünde tarlasında veya şehirde fabrikada, evinde bütün gün çalışan ama sosyal güvencesi olmayan milyonca kadınımızın varlığı inkâr edilemez bir gerçektir.

Hayatın her alanında tutunmaya çalışan, bunu yaparken gerçekten çok büyük sorunlarla boğuşan adeta varlık-yokluk mücadelesi veren kadınlarımız vardır.

Durum böyleyken, kadınlarımızın ülke sorunlarına duyarlı olmaları, üretime sağladıkları katkı kadar, yönetime de daha aktif olarak katılmaları geleceğimiz açısından büyük bir önem arz etmektedir.

Kadınlarımızın sorunlarının daha yoğun bir şekilde gündeme gelmesine vesile olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, şehit anneleri başta olmak üzere tüm kadınlarımıza sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.

 

Türk Emekli-Sen

Genel Merkezi