TÜRKİYE - AB KİK’TEN 15 TEMMUZ MESAJI

Aralarında konfederasyonumuz Türkiye Kamu-Sen’in de olduğu, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi Türkiye kanadını temsil eden; Hak-İş, Memur-Sen, TESK, Türk-İş, TİSK, TOBB ve TZOB 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde ortak açıklamada bulundu. 
 
Hâkimiyetin asıl sahibinin vesayetçi zihniyetler değil, milletin kendisi olduğunu vurgulayan meslek ve sivil toplum temsilcileri, “Türkiye Cumhuriyeti’ni, milletin iradesi dışında hiçbir güç yönetemez” mesajını tekrarladılar.
 
Türkiye - AB Karma İstişare Komitesi Türkiye Kanadı’nın ortak açıklaması şöyle:
  
“Türkiye’nin mesleki ve sivil toplumunu temsil eden; Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi Türkiye kanadını temsil eden (alfabetik sırayla);
·                    HAK- İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ),
·                    Memur Sendikaları Konfederasyonu (MEMUR-SEN),
·                    Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK),
·                    Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ),
·                    Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK),
·                    Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye KAMU-SEN),
·                    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB),
·                    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) olarak,
 
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Gününde, geçmişi hatırlamak ve hatırlatmak istiyoruz.
 
Devletlerin ve milletlerin tarihlerinde, geleceklerine yön veren, kritik dönüm noktaları vardır.
 
İşte 15 Temmuz da, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti devleti için böyle bir tarihtir, bir milattır.
 
O gece milletin kaderi belirlendi, millet olma bilinci tazelendi, yekvücut olundu.
 
Bundan sonra da hiçbir şey 15 Temmuz öncesi gibi olmayacak.
 
Zira geçmişte yaşanan darbelerin ve demokrasimize yönelik müdahalelerin zulmünü ve utancını yaşayan milletimiz, bir daha böyle bir zillete asla rıza göstermeyeceğini, hâkimiyetin asıl sahibinin vesayetçi zihniyetler değil, milletin kendisi olduğunu ilan etmiştir.
 
Bizler 15 Temmuz’u unutmadık, unutmayacağız.
 
Çünkü bu alçak saldırı, darbenin ötesinde bir işgal girişimiydi.
 
İstiklal Harbinden bu yana ülkemizin karşılaştığı en büyük tehlikeydi.
 
O gece, aynı zamanda dış güçlere de piyonluk yapan Fetullahçı terör örgütü, devleti ele geçirmeye, milleti tahakküm altına almaya kalkıştı. 
 
Allah’a şükürler olsun Milletimiz, cesareti ve ferasetiyle bu büyük belayı durdurdu.
 
Demokrasimize ve özgürlüğümüze kasteden bu saldırı karşısında dik durdu, canı pahasına milli değerlerini savundu.
 
Mehmet Akif; ‘Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz; bu yol ki hak yoludur, dönme bilmeyiz yürürüz’ demişti.
 
İşte o uzun ve karanlık gecede, ellerine sadece şanlı ay-yıldızlı bayrağımızı alan kardeşlerimiz meydanlara çıktılar.
 
‘Vatan sevgisi imandandır’ şuuruyla silahların, tankların, uçakların karşısına yiğitçe dikildiler.
 
Çanakkale’deki, Kurtuluş Savaşı’ndaki eşsiz ruhu yeniden ortaya koydular.
 
Haince planlanmış darbe girişimini önleyen, kahraman milletimizin önünde saygıyla eğiliyoruz.
 
O gece sokakları, meydanları dolduran, vatanı, bayrağı, inançları, özgürlükleri ve gelecekleri için darbecilere meydan okuyan vatandaşlarımızın her birine ayrı ayrı şükranlarımızı sunuyoruz.
 
Bizleri böyle bir milletin evladı olarak yaratan Rabbimize hamd ediyoruz.
 
Burada bulunan kuruluşların tamamı da, ilk andan itibaren, devletimizin ve milletimizin yanında yer aldı.
 
Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Gazi Meclisimiz, Başbakanımız, siyasi partilerimiz, milletimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve medyamız kararlı duruşlarıyla, destan yazdı.
 
Ülkemizi şer odaklarının piyonlarına teslim etmedik, hainlere geçit vermedik, ihanete “dur” dedik.
 
Demokrasimizin, kaba kuvvete teslim olmayacak kadar güçlü olduğunu herkese gösterdik.
 
Darbeye karşı durarak şunu açık şekilde ilan ettik. “Türkiye Cumhuriyeti’ni, milletin iradesi dışında hiçbir güç yönetemez.”
 
Elbette bunun için büyük bir bedel ödedik.
 
Bu hain darbe girişimine karşı mücadeledeki şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimize şükranlarımızı sunuyor, her birini saygıyla ve minnetle anıyoruz.
 
Öte yandan buradan yurt dışındaki muhataplarımıza ve siyasetçilere sesleniyoruz.
 
Kaynağı ne olursa olsun, darbe ve terör bir insanlık suçudur.
 
Başta FETÖ olmak üzere, terör örgütlerinin tamamına karşı mücadelede, dost ve müttefik devletlerden desteklerini bekliyoruz.
 
İftira kampanyalarına değil, gerçeklere kulak vermeye, buna göre tavır almaya davet ediyoruz.
 
Üzerine basarak bir kez daha ifade ediyoruz: Türkiye’nin sivil toplumu olarak, 15 Temmuz’u asla unutmayacağız, unutturmayacağız.
 
Çünkü bu büyük mücadeleyi hatırladıkça, geleceğe olan güvenimiz artıyor.
 
Bizler her zaman milletimizin tarafındayız; demokrasimizi savunmaya devam edeceğiz.
 
FETÖ’nün kirli yüzünü ortaya koyan hain darbe teşebbüsüne o gece kararlılıkla karşı durduğumuz gibi, o günden bugüne de devletimizin mücadelesine destek verdik, vereceğiz.
 
Ülkemiz ve milletimiz için daha büyük bir azimle çalışacak, Türkiye’yi büyük hedeflerine taşıyacağız.
Hepinizi saygıyla selamlıyoruz.