Dün ile bugün arasında köprü olan, kültürümüzü ve değerlerimizi yarınlara taşımamızı sağlayan en değerli varlıklarımız   yaşlılarımızı korumak, saygı, hürmet etmek ve ihtiyaçlarını gidermek; inancımızın,  örf ve adetlerimizin bir gereğidir.  

“Bir neslin kaderini, bir evvelki nesil tayin eder.” Aksakallı büyüklerimiz, ninelerimiz, dedelerimiz; kendinden sonra gelecek olan neslin kaderini ve sorumluluğunu, kalbinde, beyninde, gönlünde  hissederek gelecek nesillere yön verdiler. Bu ideal ile sorumluluk duyan yaşlılarımıza saygı;  Türk toplumunun insani, vicdani, tarihi borcudur. 

Ülkemizin ilerlemesinde, gelişmesinde vermiş oldukları emeklerin  bilincinde olarak yaşlılarımızın, kimseye muhtaç olmadan yaşamalarını sağlamak genç nesillerin devletimizin öncelikli görevleri arasındadır. Yaşlısına, özürlüsüne, muhtacına, yeterince kaynak ayıramamış bir devletin medeniyeti, gelişmişliği söz konusu olamaz.

Yaşlılarımızın toplum içerisinde daha saygın olmaları ve hayatlarını daha rahat, daha mutlu sürdürmeleri için her türlü tedbiri almaya mecbur olan devlet, sosyal güvenlik şemsiyesini genişletmiştir. Diğer yandan, bakım, barınma ve sağlık sorunlarının çözülmesi için gereken düzenlemeleri de hayata geçirilmelidir.

Her yaş döneminin kendine has özellikleri ve güzellikleri vardır. Yaşlanmak her şeyden elini çekip, bir kenarda ölümü beklemek anlamına gelmiyor. İnsan hangi yaş döneminde olursa olsun yapacağı güzel ve hayırlı şeyler vardır. Yaşlılarımız yeni nesillerin önünde canlı örnekler, evlerimizin bereketi, ışığıdır. Dahası varlığı şerefimiz olan yaşlıları kaybedince arkasından gözyaşı dökmeden kıymeti bilinmeli ve onlara hissettirilmelidir.

Mimar Sinan 71 yaşında Süleymaniye’yi, 86 yaşında Selimiye’yi yapmıştır. Yaş   tecrübelerin,  deneyimlerin bileşkesidir.

 Her canlı yaşadığı müddetçe yaşlanır; fiziksel olarak zayıflar, bundan kaçış yok. Bu nedenle çoğu zaman desteğe ihtiyaç duyar. İşte bu durumda yaşlılarımıza vereceğimiz destek ve onların tecrübelerinden  faydalanmak bizleri toplumsal olarak bir üst seviyeye çıkaracaktır.

Yaşlılara göstereceğimiz saygı ve hürmet, toplumun kültür seviyesi ve gelişmişlik düzeyini de ortaya koyacaktır.

Türkiye'de 65 yaş ve üzeri yaşlı nüfusun büyük bir bölümü, düşük gelir düzeyi nedeni ile sağlıksız, bilinçsiz ve dengesiz beslenmeden kaynaklanan hastalıkların etkisi altındadır. Yaşlılarda hastalıkların görülme sıklığı giderek artarken, 65 yaş üzerindeki kişilerde birden fazla kronik hastalık var.

Yaşlılar gelişmiş ülkelerde hiçbir kaygı taşımadan kalan ömürlerini huzurlu ve mutlu bir biçimde sürdürmekte, özellikle Türk Dünyasında yaşlılarla özel bir önem verilmekte, toplumun aksakallıları olarak saygı ve itibar görmektedir. Kültürümüz, inancımız, töremiz çok güzeldir. Yaşlılara daima hürmet ederiz. Ancak devletimizin de yaşlı, özürlü ve muhtaçlarımıza insan gibi yaşamalarını temin etmesi boynunun borcudur.

Yaşlılar, huzur içerisinde, kimseye muhtaç olmadan geçinebilecekleri bir gelir düzeyi ile rahatça muayene ve tedavi olacakları bir sağlık sistemi bekliyor.

Bu nedenle özellikle “sağlık” konusunda hassas sınıfta değerlendirilen yaşlılarımızın muayene ve tedavi giderlerinin bütçelerine yük olmamalıdır. Tedavi ve ilaçtan katkı payı alınmamalıdır.

Yaşlıları;  çalışmayan, verimsiz, tüketen, hastalıklı insanlar gibi görmek onlara en büyük  haksızlık, vefasızlık ve saygısızlıktır.

Kültürümüz, aksakallarımıza verilen değer ile yaşatılabilir. Yaşlısına hürmet etmeyen, saygı göstermeyen toplumlar köksüz çınar gibidir.

Devlet-i Ebed Müddet;  dün ve bugüne sahip çıkan, yarını planlayanların olacaktır. Dün Yaşlılar, bugün orta yaş kuşağı, yarın ise gençliktir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”diyen ecdadımıza, çınarlarımıza gözümüz gibi bakalım… Yarın çok geç olabilir…

Yaşlılar haftası kutlu olsun, evlerimizin bereketi, ellerinizden öpüyoruz…