TÜRK MEMURUNUN KALESİ, TÜRKİYE KAMU-SEN “25 YAŞINDA”

Türk Memur hareketinin kalesi,  Türkiye’nin en etkili sivil toplum kuruluşu Türkiye Kamu-Sen, 25. Yaşını düzenlenen iftar yemeğinde coşku ve heyecanla kutladı

Çeyrek asırlık yolculuğumuzun dualarla kutlandığı iftar sofrasına, başta Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk olmak üzere, Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Türkiye Kamu-Sen Genel Teşkilatlandırma Sekreteri ve Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, Türkiye Kamu-Sen Genel Mali Sekreteri ve Türk Yerel Hizmet-Sen Genel Başkanı İlhan Koyuncu, Türkiye Kamu-Sen Genel Eğitim Sekreteri ve Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Hazım Zeki Sergi, Türkiye Kamu-Sen Genel Toplu Sözleşme Sekreteri ve Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak, Türkiye Kamu-Sen Genel Mevzuat Sekreteri ve Türk Enerji-Sen Genel Başkanı Mehmet Özer, Türkiye Kamu-Sen Genel Basın Sekreteri ve Türk Haber-Sen Genel Başkanı Sedat Yılmaz, Türkiye Kamu-Sen Genel Dış İlişkiler Sekreteri ve Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türkiye Kamu-Sen Genel Sosyal İşler Sekreteri ve Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Şerafeddin Deniz, Türk Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Hasan Hüseyin Yılmaz,  Türk Emekli-Sen Genel Başkanı Osman Özdemir, Genel  Merkez Yöneticilerimiz, Şube Başkanlarımız, çok sayıda kamu görevlisi ve çok sayıda davetli katıldı.

İftar öncesi, okunan Kuran-ı Kerim’in ardından eller hep birlikte semaya kaldırıldı ve dualar edildi.

ÖNDER KAHVECİ: DEVLETİMİZ VAR OLDUKÇA TÜRKİYE KAMU-SEN DE VAR OLACAKTIR

25. yıl iftar yemeğimizin açılışında konuşan Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, tüm katılımcıları selamlarken; “Bu güzel ve nadide teşkilatın kuruluşunda emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kurucu Genel Başkanımızdan bu güne dek görev yapan yönetici, üye her kademede mücadeleye katkı sağlayan arkadaşlarımızı sevgi ve saygı ile yad ediyor, ebedi hayata göç eden tüm dostlarımıza yüce Allah’tan rahmet diliyoruz.

Bilinmelidir ki, Türkiye Kamu-Sen var olduğu sürece Türkiye Cumhuriyeti Devleti var olacak, devletimiz var oldukça da bu şanlı teşkilatımız var olacaktır” dedi.

KONCUK: HER MAZLUMUN ÇALDIĞI İLK KAPI, TÜRKİYE KAMU-SEN’DİR

Genel Sekreterimiz Önder Kahveci’nin ardından kürsüye gelen Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, davetlileri selamlayarak sözlerine başladı. Koncuk, “Allah’a şükürler olsun ki, eğilmeden, bükülmeden; hak bildiğinden dönmeden, savrulmadan; tahriklere kapılmadan, tehditlere aldırmadan; bu yoldan bir kez olsun sapmadan 25 yılımızı doldurduk. Her mazlumun çaldığı ilk kapı, sığındığı tek liman, güvendiği tek kurum Türkiye Kamu-Sen’dir.  İşte bu nedenledir ki, son 25 yılda memurlarımızın neredeyse bütün kazanımlarının temelinde Türkiye Kamu-Sen’in azimli mücadelesi yatmaktadır” dedi.Koncuk, “Konfederasyonumuza bağlı sendikaların çok kıymetli genel başkanları, genel merkez yönetim kurulu üyeleri, şube başkanlarımız, işyeri temsilcilerimiz,  İnandığı yolda elini taşın altına koymaktan çekinmeyen, gözünü budaktan esirgemeyen, 25 yıldır bizlere sunduğu eşsiz destekle konfederasyonumuzu bugünlere taşıyan, geleceğimizin teminatı değerli kamu görevlisi kardeşlerim, Muhterem misafirler, Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Bu hafta sendikalarımızın büyük çoğunluğunun ve Türkiye Kamu-Sen’in 25. kuruluş yıldönümü…Gururluyuz… Çünkü 25 yıldır, hareketimizin merkezine aldığımız millet sevgisinden, vatan sevdasından ve hizmet aşkından bir an dahi ödün vermedik.

Gururluyuz… Çünkü 25 yıldır, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerinden, kamu görevlilerimizin haklarının korunup geliştirilmesi, daha iyiye, daha güzele ulaştırılması emelimizden asla geri adım atmadık.

Gururluyuz… Çünkü 25 yıldır, bir kez olsun memuru satan, sarı sendika yaftasına muhatap olmadık.  

Biz, örgütlenmenin yasak olduğu, 12 Eylül darbesinin izlerinin en derinden hissedildiği bir dönemde, hak yoluna adanmış bir ömürden başka sermayesi olmayan bir avuç dava adamının desteğiyle bu yola çıktık.

Allah’a şükürler olsun ki, eğilmeden, bükülmeden; hak bildiğinden dönmeden, savrulmadan; tahriklere kapılmadan, tehditlere aldırmadan; bu yoldan bir kez olsun sapmadan 25 yılımızı doldurduk.    

Bayrak, bir milletin devletinin, bağımsızlığının, özgürlüğünün nişanesi… Yüreğimizdeki bayrak sevdasını, logolarımızın tam ortasına işledik. Görüyor, biliyor, yaşıyorsunuz; bu sevgi, bir kuru ifade değil. Eylemlerimizle, açıklamalarımızla, kanımızla, canımızla bu sevdayı en derinden hissederek yaşıyoruz.

Gazilerimiz, şehitlerimiz var; kaçırılan, haber alınamayanlarımız var; tehdit edilen, sürgün edilenlerimiz var. Eğer bugün Mardin Derik’te, Tunceli Pülümür’de, Hakkâri Yüksekova’da, Şırnak Uludere’de, velhasıl ülkemizin en ücra köşelerinde şanlı bayrağımız dalgalanıyorsa; bundakanlarını, canlarını bu vatan uğruna feda eyleyen güvenlik görevlilerimizle birlikte omuz omuza mücadele eden, tam ortasında Türk Bayrağı olan logosuyla Türkiye Kamu-Sen sevdasından vazgeçmeyen, siz kamu görevlilerimizin de büyük payı var.     

İşte biz, hak arama anlayışımızın ruhunu, milli-manevi değerlerimizden, mücadele azmimizi şanlı tarihimizden, gücümüzü de bugün her şeye rağmen 400 bine ulaşan siz değerli üyelerimizden alıyoruz. Yarım milyona yaklaşan büyük bir kitlenin aile sıcaklığı içinde bütünleştiği bu yuvada, ortak amaç ve sevginin ortaya çıkardığı sinerji ile memurlarımızın hak ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesi için faaliyetlerimizi yürütüyoruz.

Bu doğrultuda ülkemizin bölünmez bütünlüğü, çocuklarımızın geleceği; ülkemiz insanının ve kamu çalışanlarının ezilmişliğine son vermek, hakkı, hukuku ve ücret adaletini sağlamak için mücadele ediyoruz.  Kurulduğumuz günkü aşk ve şevkle yürüttüğümüz bu mücadele, ILO standartları ve uluslararası sözleşmeler referans alınmak suretiyle grevli, gerçek anlamda toplu sözleşmeli, siyasete katılma hakkını da içeren, evrensel sendikal haklar temelinde şekilleniyor.

Bütün amacımız ise refah ücretini elde etmiş, geleceğe umutla ve güvenle bakan bir kamu çalışanı; birlik, bütünlük ve kardeşlik içinde yaşayan, huzurlu bir topluma kavuşmaktır.  Ancak bir tarafta, devleti temsil eden memurların haklarının ellerinden alınması, iş güvencelerinin yok edilmesi, maaşlarının hayatın gerçekleri karşısında eriyip gitmesi girişimlerinin diğer tarafta ise her geçen gün biraz daha görünür hale gelen, milletimize karşı yürütülen üstü örtülü bir küresel savaşın etki alanında kalmaktayız.

Türk milletinin ve kamu görevlilerinin türlü mecrada aleni olarak sırtından bıçaklandığı bir dönemi yaşarken hem kamu görevlilerimizin haklarına hem de varlığımızın teminatı Türkiye Cumhuriyeti ve temelleri üzerinde yükseldiği tarihimize sahip çıkmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de ne hak yiyen ne de hakkı yenen olmamaya gayret ediyoruz.

İşte bu nedenledir ki, her mazlumun çaldığı ilk kapı, sığındığı tek liman, güvendiği tek kurum Türkiye Kamu-Sen’dir.  İşte bu nedenledir ki, son 25 yılda memurlarımızın neredeyse bütün kazanımlarının temelinde Türkiye Kamu-Sen’in azimli mücadelesi yatmaktadır” dedi.

KONCUK: BİZ DOĞRU YERDE DURDUKÇA, EĞRİLER YOK OLACAK, KARANLIKLAR DAĞILACAKTIR

“Türkiye Kamu-Sen’i alaşağı edebilmek için var güçleriyle mücadele edenler var” diyen Genel Başkan İsmail Koncuk, “Biz de buradan bir kere daha ilan ediyoruz ki, kim Türk milletine, Türk Devletine, Türk memuruna, kurulu nizama, adalete, hakkaniyete ve liyakate düşmansa, Türkiye Kamu-Sen’in de can düşmanıdır” dedi. Koncuk, “25 yıl önce alevlenen bu mücadelemiz emekle, alın teriyle, çileyle harmanlanmış ve bugün yüzü Türk memuruna dönük, hedefi aydınlık bir gelecek olan bir sevda ateşine dönüşmüştür. Atalarımız, “Doğru duvar yıkılmaz” demiş. Türkiye Kamu-Sen de kuruluşundan beri teslim olmadan, satmadan, satılmadan, yanlışa “Doğru” demeden, dik duruşun, doğrunun ve haklının yanında olmanın sembolü olarak, dosdoğru bir duvar gibi ayaktadır, yıkılmamıştır, yıkılmayacaktır.

Türkiye Kamu-Sen’in bu onurlu duruşu, yöneticisi için de üyesi için de bir şeref vesilesidir.  Bu duruşumuz ve kutlu yürüyüşümüz; Devletimiz ve milletimiz üzerinde farklı projeler uygulama arzusunda olanlarca manipüle edilerek sekteye uğratılmaya çalışılıyor. Siyasetin, bürokrasinin ve basının desteğini arkasına alanlar tarafından durdurulmak isteniyor. Ama bu kimseler, teşkilatımızın ve üyelerimizin kararlılığı karşısında her defasında bozguna uğruyor, her defasında üzüntüden kahroluyor.

Türkiye Kamu-Sen’i aşağıya çekmeye çalışanlar kimler mi?  Memurlarımızın haklarını budayarak tüm kamu hizmetlerini özel sektöre açmayı, memurluk güvencesini yok ederek kamu görevlilerini çağdaş köle haline getirmeyi kafasına koymuş olanlar; Milletimizin birliğini bozmak, ülkemizi bölerek, yeni yüzyılda diledikleri bir dünya düzeni oluşturmak amacıyla, varlığımıza karşı düşmanlık besleyen, yıllardır milletimize karşı türlü işbirlikçileri yoluyla yürüttükleri savaşı, bugün açık bir şekilde ortaya koyan iç ve dış mihraklar;

Namlusunu millete çeviren, anayasa ile kurulmuş devlet düzenimizi, demokratik nizamımızı bozup, seçimle işbaşına gelmiş iktidarı silahla indirmeye cüret eden kanı bozuk hainler; Ülkemizdeki adalet, liyakat ve kariyer ilkelerini yerle bir ederek kamu kurum ve kuruluşlarında yandaş adı altında, ne idüğü belirsiz bir yapılanmaya gitme sevdasında koşan bir kısım kendini bilmezler;

Gelip geçici menfaatler, mevki ve makamlar uğruna kuruluş ve var oluş gayelerini hiçe sayarak kamu görevlilerine ihanet eden, haksızlıklara göz yuman, bilerek veya bilmeyerek şu saydığım mihraklara çanak tutan, onlara kol kanat geren fırsatçı sendikalar;  Türkiye Kamu-Sen’i alaşağı edebilmek için var güçleriyle mücadele ediyorlar.

Biz de buradan bir kere daha ilan ediyoruz ki, kim Türk milletine, Türk Devletine, Türk memuruna, kurulu nizama, adalete, hakkaniyete ve liyakate düşmansa, Türkiye Kamu-Sen’in de can düşmanıdır.

Siyasetin her türlü çirkinliği ile palazlanan, adam kayırma, şantaj ve şahsi menfaatle beslenen; gıdası yalan olan, nefesi riya kokan bir kısım çevreler, tüm değerleri ayaklar altına alarak ve kendilerini var eden kamu görevlilerine ihanet derecesinde zararlar vererek sendikacılık yaptıklarını zannediyorlar.

Varsın birileri kendilerini günü birlik sözde başarılarla avutsun, tertemiz mazisi çeyrek asra ulaşmış olan Türkiye Kamu-Sen, gerçek anlamda vefanın ve sendikacılığın tek adresi olarak tüm Türk milletinin ve Türk memurunun gönlünde yer etme hedefine emin adımlarla ilerliyor. Bizler; önümüzde türlü engellerin bulunduğu bu bulanık ortamda, tüm değerlerimizi yerle bir etmeye çalışanlara karşı dik durmak durumundayız.

Biliyoruz ki, biz doğru yerde durdukça, er ya da geç, eğriler yok olacak, pislikler temizlenecek, yaralar sarılacak, karanlıklar dağılacaktır.

KONCUK: TÜRKİYE KAMU-SEN’İN BİR NEFERİ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM

“Biz, hiçbir zaman kula kulluk etmedik, Allah’tan başkasına kulluğa da talip olmadık. Bu nedenle alnımız ak, başımız dik; gururluyuz” diyen Genel Başkan İsmail Koncuk “Ben de ulvi amaçların hamisi, bir sendikanın ötesi, bir sivil toplum kuruluşunun fazlası, bir aydınlanma hareketi, milli ve manevi değerlerimizin kalesi, memurlarımızın tek dayanak noktası olan Türkiye Kamu-Sen’in bir neferi olmaktan şeref duyuyorum” dedi. Koncuk,“Sabrı, paylaşmayı, kendini karşıdakinin yerine koymayı öğütleyen Mübarek Ramazan ayının son günlerine gelmiş bulunmaktayız. Daha önce de birkaç yerde ifade ettiğim üzere en zengin 62 kişinin, dünya nüfusunun yarısının toplam gelirinden daha fazla servete sahip olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Karnı tok, sırtı pek olanların açlığı ve yokluğu anlayabilmesi için Ramazan gibi manevi bir terbiyeciye, Allah’tan başkasına kul olmayan, O’nun dışında hiçbir güç karşısında eğilmeyen bireylere, Hak yolundan ayrılmayan kimselerce idare edilen kuruluşlara her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Bugün maalesef, en küçük menfaat için sahip olduğu her değeri ayaklar altına almaya meyilli çok sayıda insan, köşe başlarını tutmuş durumda. Haksızlığa boyun eğip, kula kul olarak, Hakkı unutmaktansa; işçinin, memurun, emeklinin sırtına basarak yükselmektense; milletin gönlünde yücelmeyi tercih edecek erdemli insanlara, idealist yöneticilere her zamankinden fazla ihtiyacımız var. 

Muhlis Akarsu’nun şu dizeleri, bizim de gönlümüzden geçenlere tercüman oluyor:

Gel gardaşım ayrı gezme

Kula kulluk yakışır mı?

Zalıma boynunu eğme

Kula kulluk yakışır mı?

 

Fırsat sizde bile bile,

Dura dura döndük sele,

Yirminci asırda hele

Kula kulluk yakışır mı?

Akarsu darda kalsa da

Dünya halkı hep ölse de

Bunun sonu ip olsa da

Kula kulluk yakışır mı? 

Biz, hiçbir zaman kula kulluk etmedik, Allah’tan başkasına kulluğa da talip olmadık. Bu nedenle alnımız ak, başımız dik; gururluyuz…Ben de ulvi amaçların hamisi, bir sendikanın ötesi, bir sivil toplum kuruluşunun fazlası, bir aydınlanma hareketi, milli ve manevi değerlerimizin kalesi, memurlarımızın tek dayanak noktası olan Türkiye Kamu-Sen’in bir neferi olmaktan şeref duyuyorum.

Bu duygu ve düşünceler ışığında, geride bıraktığımız çeyrek asırda Türkiye Kamu-Sen camiası içinde yer alarak, üye olarak, destek vererek doğru yerde durmuş; işyeri temsilcilerinden şube başkanlarına, şube yönetim kurulu üyelerimize, ilçe ve il temsilcilerinden genel merkez yöneticileri ve genel başkanlarına kadar, herkese tek tek teşekkür ediyor; ailemize kattıkları değerden dolayı, minnetlerimi ifade ediyor, hayatta olmayan tüm arkadaşlarıma da Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum.

Hepimizin ibadetlerinin makbul olmasını, tüm İslam aleminde ve ülkemizde birlik, beraberlik, dirlik, düzen ve huzurun hâkim olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyor, şimdiden yaklaşmakta olan Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum” diyerek sözlerini noktaladı…