Türk Oğuz Boylarının yaşadığı ve uzun yıllardan beri devam edip gelen, ozanlık-aşıklık geleneğinin günümüzdeki kadim temsilcilerinin yetiştiği, Kırıkkale İl’imizin Keskin İlçesindendir Ozan İlhan ERAY; çocukluk ve gençlik yılları o yörede geçmiştir.  Gençlik yıllarında Türk Halk Şiirine ilgi duymuş, Muharrem ERTAŞ, Hacı TAŞAN, Çekiç ALİ, Neşet ERTAŞ gibi abdal geleneğinden yetişen ünlü ustalardan etkilenmiştir.

“ Sevgimdir, sevdamdır şiirler benim,

Kor düştü gönlüme yandı bedenim,

Aramadım hiçbir derdi nedenin,

Kendimi şiirler içinde buldum” dizeleriyle şiirlerle bütünleşmiştir Ozan İlhan ERAY, artık şiir onun için bir yaşam biçimidir.

İlhan ERAY, şiirlerinde değişik konular  işlemiş bir ozandır. Türkçe okur, Türkçe yazar. Gâhi Tuna, gâhi Hazar diyerek, Turan idealine sevdalanmış, Turan coğrafyasını Bakü’den Bişkek’e, Kaşkar’dan Almaata’ya, Kazan’dan Taşkent’e dantel dantel işlemiştir.

“ Dilimiz, dinimiz birdir özümüz,

 Mazluma önderiz, doğru sözümüz,

Demir dağlar deldi kara gözümüz,

Kutlu olsun  kutlu olsun Türklüğe” diyerek Türk Birliğini işlemiş mısralarına. Azatlıklar yaralamış hep yüreğini, Taklamakan’daki yası, Tanrı dağda boynu bükük duran Börteçine’yi  görmüş ve yakarmış Mevlaya, bir Kürşat kırk çeri çıkar bağrından Yarabbim diyerek.

Eğitimcidir Eray Ozan, dik duran başı yüzünden o zaman zaman idealsiz, şuursuz yönetimlerin kıyımına uğramış,  güzel yurdumuzun değişik İl’lerine on iki defa sürgüne gönderilmiş. Gittiği her yerde görev yaptığı her beldede gür bir sesle haykırmış Eray Ozan;

“İnsana hizmettir en büyük davam,

Zalimle zulümle sürecek kavgam

Yoksa hakkını helâl etmiyor anam,

Bu yolda vermezsem kavgalarımı”

Türkçü, Atatürkçü, anlayışı kendisine rehber edinerek, cehalete savaş açmış, Ali’yi, Ayşe’yi  müspet ilimler ışığında yetiştirmenin haklı onur ve gururunu yaşamıştır.

Deli yüreği yumuşacıktır, gül yüzlüm derken gül yüzlünün sevdasını mısralara nakış nakış işlemiş,

“Sen olmadan zindan olan dünyamın,

Sen girmeden süslenmeyen rüyamın,

Ölümüne tutulduğum sevdamın,

Çile çile yokuşunda sen varsın”   bu duygular ölümsüzleştirmiştir gül yüzlünün aşkını Eray Ozan’ın yüreğinde.

Ozan İlhan ERAY Türk Milliyetçiliği fikrinin benimsemiş  ve yetmişli yılların başından itibaren, kendini  aktif mücadelenin içinde bulmuş, halâ bu kavgasını tavizsiz olarak sürdürmektedir.

“Eğilmezdi dik dururdu başımızdı,

Zulme karşı çatılırdı kaşımız,

Azdı ama tatlı idi aşımız,

Yemişli yılların başında iken” diyerek o güzel günlere olan özlemini de hiç unutmamış hep taze tutmuş yüreğinde.

Ülkü denen nazlı gelinin sevdasını ölçülü, ahenkli ve coşku dolu mısralarla haykırmış Yüce Türk Millet’ine.

Bazen tepki vardır Eray Ozan’ın şiirlerinde, hırsıza, yolsuza, haine, hayduta; bazen de yokluk vardır, gurbet vardır, hasret vardır. Çünkü o hep çile mektebinin talebesidir. Sevgiyi, sevdayı terennüm etmiş yüreğinin her köşesinde.

Hoca Ahmet Yesevi düşüncesi, Nişabur’dan, Sulucakarahöyük’e kadar mısra mısra satır satır mana iklimi yüklenmiştir; Eray Ozan’ın şiirlerinde. Hünkâra aşk, Yunus’a sevgi bazen de Gülşehri’nin gül kokusu sinmiştir, gönül süzgecinden süzülen mısralara.

Can dostlar; işte İlhan ERAY’ın altıncı şiir kitabı olan “DİK DUR EĞİLME” adlı eserde bunları bulacaksınız. Günümüz ozanlık geleneğinin güçlü temsilcilerinden biri olan, sevgili Eray Ozan yolun ve bahtın açık olsun. Yüce Mevlam seni şiirsiz bırakmasın, şiirsiz yaşamak sana zûl gelir. Bizi de senin şiirlerinden mahrum bırakmasın.

En içten duygularımla.

Osman ÖZDEMİR

Türk Emekli-Sen Genel Başkanı