İnsanlar yaşamak, hayatını idame ettirmek, ailesine daha fazla yük olmamak için, 18-20 yaşlarında iş hayatına atılmaktadır. Heyecanla çalışmaya başlayan insan bir şeyler üretmek, insanlara faydalı olmak için gayret sarf etmektedir. Maaşı az da olsa bir iş bulmanın huzur ve şevki ile çalışmaktadır. Yıllar bu şekilde geçmeye başlar evlenir, çoluk çocuk sahibi olur, işinin ehli, ustası olur. Ülkesinin kalkınmasında önemli hizmetler yapar, alın teri döker. Kendi birikimleri ile işine, bir şeyler vermeye başlar, Tam bu sırada yaşın doldu, artık emekli ol derler.

Çalışırken zaten kıt kanaat geçinen insan, bir kooperatife girerek ev alamadıysa, hele bir de hala okuyan çocukları varsa, emekli olunca vay haline, ev kirası, çocukların okul masrafı artık çekilmez bir hal alır. Hükümetin uyguladığı ekonomik politikalar yüzünden de emekliler fakirleşerek sefalete itilmektedir. Bundan kurtulmak isteyenler, üç kuruş daha ev bütçesine kaynak bulmak için, piyasada iş arar, fakat artık bütün kapılar kapalıdır. Pazarlarda, köşe başlarında limon, maydanoz satabilen, ayakkabı boyayabilen şanslıdır. Çünkü bir köşe bulabilmiştir. İş bulamayanlar, gidebilecekleri emekli lokalleri, iş yurtları olmadığı için kahve köşelerince oturmakta veya yollarda dolaşmaktadırlar.

Ülkemizin en büyük sorunu olan işsizlik yüzünden, emekliler kendi giderlerini karşılayamazken, birde işsiz kalan çocuğuna ve onun ailesine bakmaya başlamışlardır. Emeklinin romanı yazılsa en büyük dram, traji komik bir eser ortaya çıkar. Ancak ne aranır ne sorulur. Ne de hatırlanır… Hani ülkenin ak sakallılarına hürmet, hani emeğe saygı, hani tecrübeye önem…Vay halimize, vah halimize…Eylül 2012 KamuTürk Dergisi

Nalan Huriye AKCAN  Osman ÖZDEMİR
Birleşik Emekliler Derneği Genel Başkanı Türk Emekli-Sen Genel Başkanı